Giriş Formu



Giriş Yap, Yaz

Son Mesaj: 5 gun, 20 saat once
  • yolcu : güzel bir gün ve güzel bir hafta geçirmeniz dilekleri ile günaydııııın...
  • Eşkere29 : Sa. Hayırlı sabahlar hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Sa. Hayırlı günler hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Sa. Hayırlı günler hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Sa. Hayırlı günler hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Sa. hayırlı cumalar hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Sa. Hayırlı sabahlar hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Tüm hemşerilerimizin peygamberimizin şefaatine mazhar olmalarını diliyorum.
  • Eşkere29 : Sa. hayırlı gün ve çalışmalar diliyorum.
  • Eşkere29 : Sa. hayırlı bir gün ve sağlıklı bir yaşam diliyorum
  • yolcu : güzel bir gün ve güzel bir hafta geçirmeniz dilekleri ile günaydııııın...
  • Eşkere29 : Sa. Tüm site üyelerine hayırlı günler diliyorum
  • Eşkere29 : Sa. hayırlı cumalar hayırlı çalışmalar
  • Eşkere29 : Hayırlı sabahlar hayırlı çalışmalar
  • yolcu : güzel bir gün ve güzel bir hafta geçirmeniz dilekleri ile günaydııııın...
  • murad29 : hayırlı Cumalar bizim site sakinleri
  • yolcu : güzel bir gün ve güzel bir hafta geçirmeniz dilekleri ile günaydııııın...
  • Eşkere29 : Sa. hayırlı cumalar hayırlı çalışmalar
  • syilmaz : bütün dostlara selam hayırlı cumalar
  • Eşkere29 : Sa. hayırlı günler hayırlı çalışmalar

Mesaj bırakmak için üye girişi yapınız.

KİMLER SİTEDE

Online Üyeler:
  • 4 ziyaretçi
  • 1 robot
  • [Google]
Son Üyeler:
  • kaderimsin Send PM
  • syilmaz Send PM



Haydi Yaylaya PDF Yazdır e-Posta
Murat YILMAZ tarafından yazıldı.   
Cuma, 14 Mayıs 2010 10:01

        Kıymetli Dostlar;

         Bilindiği gibi eskiden yani geçmiş yıllarda Hıdır Ellezden sonra ki süreçte yaylalara göçler başlardı. Her evde güzel ve tatlı bir telaş, mümkün olduğunca hazırlıklar tüm hızyla tamamlanmış, çok eskiden araba yolu yokken eşyalar katırlara yüklenir öyle göçülürdü yaylalara. Şimdiler de ise nerdeyse her yaylaya araçlarla gidilmektedir. En azından insanlarımızın yükü azalmıştır.

        Sahipleri, hayvanlarını süsler sabahın erken vaktinde evin genç delikanlısı yada ihtiyar delikanlısı sürüsüyle beraber yaylanın yolunu tutardı. İneklerin boğazında yada boynuzdan boynuza güzel işlenmiş süsler takılırdı. Onlar bile anlamış gibi yayla yolculuğunun tadına varırlardı. Tüm köy halkı bu tatlı telaş içinde yaylalara çıkarlardı. Ama o zamanlar her evde köy işlerinin yapılabilmesi için işleri yapacak kadar nüfus vardı. Köy işleri de aksamazdı. Ama şimdi, malesef yaylaya çıkılsa köy boşalacak, köyde kalınsa yayla boşalacak. İnsanı üzen tarafı da bu olsa gerek. Dedelerimiz, babalarımız, abilerimiz şimdi bir çoğu rahmetli olmuş büyüklerimiz o yaylalarımız elimizde kalsın diye nasıl mücadele etmişler. Bunları belki yirmili yaş altındakiler bilemezler.

        Aslında söylemek istediğim yada anlatmak veya yazmak istediğim konu biraz farklı olacak ama malesef doğru olan budur sanırım. O zamanlar insanlarımızın tüm geçim kaynağı memleketimizde ki ormanlardı. Tabi fındığı, mısırı olanlarda var ama genel olarak geçim kaynağı ormancılık ve hayvancılıktı. Tarım en son planda kalıyordu. Zira toprağımız verimsiz. Ben kendi adıma buna inanmıyorum. Biraz beceriksiz olarak görüyorum tarım hususunda kendimizi. Zira ben hatırlıyorum çocukluğumda bizim tarlalarımızda havuç, turp marul, domates, salatalık yapılıyordu. Satılacak kadar olmasa bile evin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ekiliyordu. Zaten tarım bizde ticari amaçlı yapılmazdı o zamanlar. (Fındık hariç.) Asıl mevzumuz tabiki bu değil. Konuyu fazla dağıtmadan toparlayalım. Okuyanlar sıkılmasın.

         Ormancılık artık ekmek vermeyi kesince tabiki vermez. Kesilecek ağaç kalmadı. Ben buna şu örneği vermek istiyorum. Bir delikanlının saçı dökülmeye başladımı hemen kelleşmez. Zaman ilerledikçe yavaş yavaş kelleşir. Aynen bizim ormanlarımızda böyle oldu. 1980 li yıllarda gayet gür saçlıydı ormanlarımız. 1990 yılına kadar perçemliydi. 90'lı yıllardan sonra yavaş yavaş kelleşmeye yok olmaya başladı. Artık tarama ihtiyacı duymuyordu. Tabi hal böyle olunca müşterileri de azalmaya başladı. Tek tek terketti sevgilileri o kıymetli delikanlıyı. (bu delikanlı ormanlarımız) Artık kaçınılmaz bir son. Göç vermeye başlamıştı köyümüz. Çocukluğumdan aklımda kalmış büyüklerimiz şöyle diyorlardı. O zamanlar göç moda olmuştuya. En az göçü bizim köyümüz veriyor dediklerini hatırlar gibi oldum. Belki yanlışım vardır ama benim hatıramda bu söz kalmış.

          Hal böyle olunca orman artık ekmek vermiyor. Evlerde ki gençler gurbete gitmeye başlamış. Nerdeyse her evde bu moda var. Bizim insanlarımız o zamanlar demek ki çok çalışkanlardı  ki bu rüzgar geride kalanlarıda onların yanına çekmeyi başarmıştı. Dolayısı ile sadece ormancılık bitmemişti. Bunun yanında hayvancılıkta bitmeye başlamıştı. Ve bir zaman sonra insanlar sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar evlerinde hayvan beslemeye başlamışlar (ben kendi evimizden örnek vereyim bizim en az 5 ila 10 arasında ineğimiz danamız olduğu zamanlar oluyordu) şimdi ise evinde ineği olmayan insanımız bile var. Bu durum o güzelim yayla hayatını bitirmiş ve o güzel yerleri yalnızlığa terkettirmişti. Umarım hep böyle gitmez.

        Sonuç olarak köyümüz boşalmıştı. Tek ümidimiz emekli olanlarımız köylerini döner o güzelim yaylalarımızı gurbetten gelenlerle beraber şenlendirir hayalimiz hala devam etmektedir. Kızılalı yaylasında bizim çocukluğumuzda top oynamak için boş düzlük bulmamız nerdeyse imkansızdı. Tek isteğimiz yada tek düşüncemiz sanırım herkes böyle düşünüyordur, emekli olan insanlarımızın Mayıs ayında köye çıkıp Ekim-Kasım sonuna kadar oralarda kalmaları, yaylalarımızı, köyümüzü şenlendirmelidir. Ben kendi adıma bunları düşünüyorum. Belki bana kızanlar olacaktır. Tabi bu arada orda boş boş durmalarına kimse razı olmaz. Arıcılık yapılabilir. Yine tarlalar ekilebilir. Hayvancılık yapılabilir. Değerli okuyucular bu söylediklerim imkansızmı sizce yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum.

         Aslında işin özünde, benim aklımda geçenleri paylaşayım, o güzelim yerlerin o güzel insanların (köyümüzde yaşayan) yalnız kalmamaları. O yaylaların sessizliğine ses olmak, terk edilmesini önlemek. Benim gönlümden geçen bu. Bunlarda mutlaka insanla oluyor. Nasıl bu internet sitemizde gün geçtikçe üye sayımız artmaktaysa, ki beklediğimiz oranlara henüz ulaşmadıysak bile yinede iyi durumda sayılırız. O güzelim yerler de insanlarla hayat bulmaktadır. Bu hususta yazılacak çoooooookkkkk şeyler var ama kısa ve öz olanı bence bu kadar. Başka deyişle ben bu kadarını yazabildim. :)

         Sanırım kafanızı şişirdim. Nerden çıktı bu geveze diye düşünenleriniz olacaktır mutlaka. Hakkınızı helal edin.

         Sevgi, saygı, hoş görü düsturumuz olsun. Sağlıklı ve esen kalın. Hayatın her alanında başarılar ve mutluluklar diliyorum.

 

 

                                                                                                                                           murat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Salı, 25 Mayıs 2010 16:43
 

Yorumlar  

 
+3 #5 Murat YILMAZ 24-05-2010 12:44
Kemal abi arada o bedenlerde orda olsa çok güzel olmaz mı?
Alıntı
 
 
+6 #4 Kemal KELEŞ 17-05-2010 23:50
Murat hocam ellerine sağlık ancak üzülmene gerek yok kardeş bizim gurbete gelenlerimizin gövdesi Taşlıca Köyünü terketse bile inan aklı ve beyni hep oralarda geziyor.selamlar.
Alıntı
 
 
+6 #3 Murat YILMAZ 17-05-2010 12:42
teşekkür ederim arkadaşlar sanırım yaylaları özlediniz benim gibi. :)
Alıntı
 
 
+6 #2 Tahir SOYLU 17-05-2010 08:15
Kıymetli kardeşim bir yaraya daha parmak bastığın için ve bir çoğumuzun gönlündeki hisleri yansıttığın için teşekkürler. Kalemine sağlık...
Alıntı
 
 
+8 #1 Vahit SOYLU 14-05-2010 23:24
Sevgili kardeşim terkedilmişliği n yanlızlığın ve viran bir köyün resmini çizmişsin... Dileklerine katılmamak elde değil. Ellerine ve yüreğine sağlık...
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile